Ayasofya İstanbul

AYASOFYA

Hem Bizans hem de Osmanlı Imparatorluğu için önemli bir yapı olan Ayasofya harika bir mimari güzelliktir. Bir zamanlar kilise, ardından cami ve şimdi de Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bir müze olan Ayasofya her zaman tarihte döneminin gözdesi olmuştur.

Ayasofya İstanbul

Mistik bir şehir olan Istanbul yüzyıllar boyunca en ünlüleri Bizans ve Osmanlı olan bir çok farklı uygarlığa ev sahipliği yapmıştır.Günümüzde şehir özellikle bu iki kültürün özelliklerini halen yansıtmaktadır ve Ayasofya hem Osmanlı hem Bizans etkilerinin bir kubbe altında toplanmış şeklidir.

Ayasofya İstanbul

160 yıllık sır günyüzüne çıktı!

Karanlıkta geçen 160 yıldan sonra Hristiyanlık’ta en yüce meleklerden biri olan Seraph’ın yüzü aydınlığa kavuştu.

Ayasofya’da 4 adet Seraph mozaiği bulunmaktadır. Ayasofya’da Kubbeyi taşıyan 4 tonuzun üzerinde 6 kanadı olan Tanrı’nın koruyucu melekleri vardı. Bu 4 Seraph meleğinin yüzleri Osmanlı egemenliği döneminde 160 yıl boyunca 7 kat sıva ile kaplanmıştı. Seraph meleklerinin yüzlerini en son gören kişi 1840lı yıllarda Ayasofya’nın restorasyon çalışmalarını yapan Isvicreli mimar Gaspare Fossatti olmuştur. 10 gün süren sıkı çalışma sonucunda uzamanlar 7 kat sıvayı kazıyıp Seraph meleklerinden bir tanesinin yüzünü gün yüzüne çıkartmıştır. 

16 yıldır kubbenin güneydoğu köşesinde restorasyon için inşa edilmiş olan yapı iskelesi  kuzeydoğu köşenin restorasyonu için sökülmüştür.

Mozaiklerin kesin olarak yaşı bilinmemektedir ancak 700 yıldan daha eski bir geçmişe sahip oldukları kesindir.




Dan Brown’ın Cehennem’inden Ayasofya:

“Da Vinci Şifresi” ile “Melekler ve Şeytanlar” gibi en çok satan kitapların dünyaca ünlü yazarı en son yazdığı “Cehennem” isimli tarihsel kurgu kitabında Ayasofya’ya da gönderme yapıyor. Yazının devamı >>